Bal verimi, yüzeyde bakıldığında nektar bolluğunun ve güçlü koloninin doğal sonucu gibi görünür. Oysa arıcılık pratiği derinleştirildikçe anlaşılır ki bal, yalnızca çiçekten değil; iklimden, coğrafyadan, mikroekolojiden ve konum bilgisinden süzülerek gelir. Arılığın konumu, bu nedenle bal veriminin sessiz ama belirleyici mimarlarından biridir.
Bitki Örtüsü ve Flora Sürekliliği
Bir arılığın konumu, arıların erişebileceği bitki spektrumunu belirler. Ancak burada mesele sadece “ne var” sorusu değil, “ne zaman var” sorusudur. Nektar akışının sürekliliği, bal verimi açısından tekil bir güçlü akımdan daha değerlidir. İlkbahar erken polen kaynakları (söğüt, badem, akasya), yazın ana nektar bitkileri (karaçalı, geven, ıhlamur, kestane, ayçiçeği) ve geç yaz–sonbahar destek kaynakları bir zincir oluşturuyorsa, koloni bal moduna daha erken girer ve bu moddan daha geç çıkar.
Konumun yanlış seçildiği alanlarda arılar kısa süreli güçlü akımlar yaşar, ardından nektar boşluğu ile karşılaşır. Bu boşluk, koloninin bal stoklarını yeniden tüketmesine ve verimin dramatik biçimde düşmesine yol açar.
Mikroiklim: Sıcaklık, Nem ve Rüzgâr
Arılığın bulunduğu mikroklima, çoğu zaman bölgesel iklimden daha etkilidir. Güneye veya güneydoğuya bakan hafif eğimli alanlar, sabah erken saatlerde arıların uçuşa geçmesini sağlar. Bu, özellikle serin bölgelerde günlük nektar toplama süresini uzatarak bal verimini doğrudan artırır.
Rüzgâra açık alanlar ise uçuşu sınırlar, nektar taşıma kapasitesini düşürür ve arıların enerji tüketimini artırır. Aynı şekilde aşırı nemli bölgelerde nektarın şeker konsantrasyonu düşer; bu da arıların daha fazla su uçurmak zorunda kalmasına ve bal olgunlaştırma sürecinin uzamasına neden olur. Konum, bu yüzden sadece coğrafi değil, enerjetik bir tercihtir.
Su Kaynaklarına Yakınlık
Bal üretimi çoğu zaman suyla ilişkilendirilmez; oysa su, balın görünmeyen ortağıdır. Arılar nektarı bal haline getirirken yoğun su uçurma işlemi yapar ve bu süreçte dış su kaynaklarına ihtiyaç duyar. Arılığın doğal ve temiz bir su kaynağına yakın olması, arıların iş bölümü verimliliğini artırır.
Suya uzak arılıklarda, nektar toplayan tarlacı arılar su taşımaya zorlanır; bu da nektar toplama kapasitesini düşürür. Sonuçta bal verimi, görünmez biçimde ama net şekilde azalır.
Tarımsal Baskı ve Kimyasal Kirlilik
Arılığın konumu, çevredeki tarımsal faaliyetlerden bağımsız düşünülemez. Yoğun pestisit kullanılan alanlara yakın arılıklar, sadece koloni sağlığını değil; dolaylı olarak bal verimini de kaybeder. Subletal (öldürmeyen ama zayıflatan) etkiler, arıların yön bulma, nektar toplama ve iletişim becerilerini bozar.
Buna karşılık yarı doğal alanlar, meralar, fundalıklar ve geleneksel tarım yapılan bölgeler; daha az müdahaleye maruz kaldıkları için daha istikrarlı bal verimi sunar.
Sessizlik ve Stres Faktörleri
Arılar titreşime, gürültüye ve sürekli rahatsızlığa karşı sanıldığından daha hassastır. Yol kenarları, sanayi alanları veya sürekli insan trafiği olan bölgeler, kolonide kronik stres yaratır. Stres altındaki koloni, bal yapmaz; önce hayatta kalmayı seçer. Doğru konum, arılar için sadece besin değil, huzur da sağlar.
Rakım
Rakım, nektar akışının zamanlamasını belirler. Aynı bitki türü, düşük rakımda daha erken; yüksek rakımda daha geç nektar verir.
Topografya farkı
İki farklı sonucu ortaya çıkaran iki farklı senaryo vardır.
Nektar kaynağı vadinin aşağısında – arılık vadinin yukarısında
(Arı dolu gelirken yukarı tırmanır)
Bu senaryo bal verimi açısından en dezavantajlı konumlardan biridir.
Enerji maliyeti
Nektarla dolu bir işçi arı, vücut ağırlığının %40–60’ı kadar yük taşır. Bu yükle yukarı doğru tırmanmak, uçuş sırasında:
Kanat çırpma frekansını artırır.
Metabolik tüketimi yükseltir.
Taşınan nektarın bir kısmının yolda enerjiye dönüşmesine neden olur. Bu durumda kovana ulaşan nektar miktarı düşer.
Uçuş süresi ve sefer sayısı
Yokuş yukarı dönüş:
Sefer süresini uzatır.
Günlük toplam sefer sayısını azaltır.
Özellikle sıcak ve rüzgârlı günlerde erken yorgunluk yaratır.
Bir koloni, günde 10 sefer yerine 7–8 sefer yapıyorsa bu, bal sezonu sonunda kilolarla ifade edilen fark demektir.
Isı ve stres etkisi
Vadinin aşağısı genellikle:
Daha sıcaktır,
Daha nemlidir.
Arılar nektarı bu koşullarda toplar ama serin ve rüzgârlı bir üst noktaya taşımak zorunda kalır. Bu ani mikroklima geçişi, uçuş stresini artırır.
Sonuç:
Bu konfigürasyonda:
Bal verimi düşer.
Koloni daha çabuk yorulur ve işçi arılar daha hızlı yaşlanır.
Nektar akımı güçlü olsa bile bal karşılığı zayıf kalır.
Nektar kaynağı vadinin yukarısında – arılık vadinin aşağısında
(Arı dolu gelirken aşağı süzülür)
Bu, arıcılığın “doğal akışla uyumlu” senaryosudur ve bal verimi açısından avantajlıdır.
Enerji kazancı
Arı boşken yukarı çıkar, doluyken aşağı iner. Bu çok kritik bir farktır.
Boş uçuş = düşük enerji maliyeti.
Yerçekimi desteği ile yüklü dönüş daha az tüketilen nektar.
Yani arı, topladığı nektarın daha büyük kısmını kovana taşır.
Bu tip konumlandırma:
Uçuşu kısaltır.
Arının daha az yorulmasını sağlar.
Günlük sefer sayısını artırır.
Bir koloni için bu, “aynı günde daha fazla bal” demektir.
Termal avantaj
Vadinin aşağısı:
Daha sıcaktır.
Daha az rüzgârlıdır.
Bu da: Nektar olgunlaştırmanın daha hızlı olması
anlamına gelir.
Sonuç:
Bu konfigürasyonda:
Bal verimi belirgin biçimde artar.
Koloni daha az stres yaşar.
Aynı flora daha yüksek randıman verir.
Arıcı için pratik kural
Tecrübeyle sabit olan şu ilke boşuna söylenmez:
“Arı balı yukarıdan aşağı taşımayı sever.”
Eğer vadi içinde bir yer seçilecekse:
Arılık nektar kaynağının biraz altında,
Ama sel riski olmayan,
Sabah güneşi alan,
Rüzgârdan korunaklı bir noktada kurulmalıdır.
Birol KOYUNCU