Erdemli’de limon sadece bir ürün değildir…
Geçim kaynağıdır, alın teridir ve bir hayat biçimidir.
Bugün o hayat biçimi çöküyor.
Ve bu çöküş, doğal değil… planlı bir tercihin sonucudur.
Gümrük vergisinin %54’ten %10’a indirilmesi teknik bir karar gibi sunuluyor.
Ama gerçekte bu kararın anlamı nettir: Yerli üreticiye “çekil”, ithalata “buyur” denmiştir.
Bu kadar açık.
Bu kadar çıplak.
Rakamlar da bunu doğruluyor: Dalında 35–45 liraya satılan limon…
Pazarda 120–180 liraya çıkıyor.
Bu tablo bir “piyasa sorunu” değil…
Bu tablo, denetimsizliğin ve tercihin sonucudur.
Üretici kazanamıyor çünkü fiyatı belirleyemiyor.
Tüketici alamıyor çünkü zincir kontrolsüz.
Arada kalan yapı ise şeffaf değil.
Peki kim kazanıyor?
İşte bu sorunun cevabı verilmediği sürece, atılan her adım eksik kalacaktır.
Bu yanlışa sessiz kalmayanlar oldu.
2024 Erdemli Belediye Başkan Adayı Mehmet Mavi, TBMM’deki CHP milletvekillerine mektup yazarak konuyu gündeme taşıdı.
Ben de, Kumkuyu Son Belediye Başkanı ve Mesleki ve Teknik Eğitim Sendikası Mersin İl Başkanı olarak, TBMM’deki tüm milletvekillerine mektup yazarak çağrıda bulundum: “Bu yanlıştan dönün. Bu mesele siyaset üstüdür. Bu mesele doğrudan doğruya üretim meselesidir." dedim.
Ancak burada daha önemli bir boşluk var.
Erdemli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Karagöz…
Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin…
Siz neden susuyorsunuz?
Bakın, bu bir polemik değil.
Bu bir sorumluluk çağrısıdır.
Çünkü sizin bulunduğunuz makamlar, yalnızca temsil makamı değildir… Aynı zamanda itiraz makamıdır.
Eğer üretici zarar ediyorsa,
Eğer maliyetler artarken gelir düşüyorsa,
Eğer ithalat kolaylaştırılıyorsa…
Bu durumda odaların görevi sadece izlemek değildir.
Veri koymak, rapor hazırlamak, kamuoyu oluşturmak ve baskı kurmaktır.
Susmak burada tarafsızlık değildir.
Susmak, mevcut düzenin sürmesine onay vermektir.
Bugün konuşmayan her kurum, yarın ortaya çıkacak olumsuz sonuçlardan sorumludur.
Çünkü mesele çok net:
Erdemli üretmezse, Türkiye kaybeder.
Üretici tarladan çekilirse, fiyatı artık başkası belirler.
İthalat kalıcı hale gelirse, yerli üretim geri dönülemez şekilde zayıflar.
Bu bir “bugün” meselesi değil…
Bu, yarının gıda güvenliği meselesidir.
O yüzden kimse bu konuyu küçümsemesin.
Kimse “bekleyelim görelim” demesin.
Beklemek, bu tabloda çözüm değil…
Sorunun bir parçası olmaktır.
Buradan açık çağrımdır:
Sayın Mustafa Karagöz…
Sayın Rasim Şahin…
Artık susmayın.
Çıkın, verilerle konuşun.
Üreticinin maliyetini açıklayın.
Bu kararın sahadaki etkisini ortaya koyun.
Çünkü siz konuşmazsanız,
Boşluğu başkaları doldurur.
Ve o boşlukta üretici kaybolur.
Son söz net:
Bu meselede gri alan yoktur.
Ya üreticinin yanındasınız…
Ya da susarak bu düzenin devamına katkı sağlıyorsunuz.
Tarih kimsenin niyetine bakmaz.
Tarih, kimin ne yaptığına bakar.
Ve tarih şunu yazacak:
“Erdemli’de üretici vardı… Sorunu da vardı… Ama maalesef konuşması gerekenler sustu.”
