Ekonomi çevrelerinde bugünlerde bir feryat figan: "Şirketler zor durumda, kredi muslukları kapandı, devlet bizi kurtarsın!" Kamuoyuna yansıtılan bu mağduriyet edebiyatının perde arkasına baktığımızda ise bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Yıllarca devletin imkanlarını bir kene gibi sömürenlerin, bugün düştükleri durum bir "kader" değil, kendi elleriyle ördükleri bir hıyanet ağının sonucudur.
Enflasyon Silahıyla Kime Ateş Ettiniz?
Sormak lazım: Devlet sıkı para politikasıyla yangını söndürmeye çalışırken, raflardaki etiketi her gün değiştirenler kimdi? Marketlerle el ele verip süte, ekmeğe, temel gıdaya yıllık %100’ü aşan zamları acımasızca yansıtanlar uzaydan mı geldi?
Bu şirketler, enflasyonu bir ekonomik parametre olarak değil; ya ülkeyi ekonomik bir çıkmaza sürüklemek ya da mevcut iktidarı devirmek için bir siyasi silah olarak kullandılar. Sermaye çevreleriyle kurulan bu kirli ittifakın adını da utanmadan "demokrasi mücadelesi" koydular. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Devlet batmadı, iktidar düşmedi; olan yine yüksek faiz ve enflasyonun altında ezilen halka ve nihayetinde o faiz batağına saplanan şirketlerin kendisine oldu.
İhanetin Kredisi Olmaz
Şimdi kalkmış, "Devlet bize düşük faizli kredi versin" diyorlar. Kendi bindiği dalı kesen, devletin ve milletin ekonomik istikrarına kastedenlere bu milletin vergilerinden tek kuruş koklatılmamalıdır. Vatana ihanet derecesinde fiyat politikası güdenlere devlet elini uzatmaz, uzatmamalıdır. Bırakın yardım etmeyi, tabir-i caizse bu zihniyetin ölüsüne bir tas su bile dökülmez.
Madagaskar’a Kaçsanız Da Nafile
Büyük enerji devlerinin "battık" haberleri yayılıyor. Kimisi gerçekten battı, kimisi de sermayesini kaçırmak için "batırıldı". Buradan açıkça uyarıyoruz: Paraları bir yerlere istifleyip, şirketlerin içini boşaltarak kendinizi Madagaskar adasına da atsanız, bu milletin hakkı tepenize çökecektir. O paraları huzurla yiyebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Vatanseverliğin Cezalandırıldığı Sektörler
Bizim sektörümüzün acı bir gerçeği vardır: Siyasi görüşünüz ne olursa olsun; ister solcu, ister muhafazakar, ister milliyetçi olun... Eğer samimi bir vatansever iseniz, bu sömürü odaklı şirketlerin kapısından içeri giremezsiniz. Sizi ne çalıştırırlar ne de sektörde barındırırlar. Çünkü onların tek derdi vatan değil, kasalarını doldurdukları kirli çarkın dönmesidir.
Son söz niyetine; bu milletin canını yakan, ekmeğiyle oynayan ve zora düşünce devletin kapısında el açan o zihniyete sesleniyorum:
Ölüsüne bir tas suyu dökenin de, kefenini diken iğnenin de...
