EĞİTİMDE ŞİDDETE HAYIR!

Dün İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir okul koridorunda sadece bir insan değil, bir değer öldürüldü.

17 yaşında bir çocuk.

Elinde bıçak.

Karşısında ona bilgi veren, yol göstermeye çalışan bir öğretmen…

Ve sonuç: Bir öğretmen hayatını kaybetti.

Bir okulda. Yani çocuklarımızı “emanet” ettiğimiz yerde.

Bu artık sıradan bir adli vaka değil.

Bu, eğitim sistemimizin ve toplumsal çöküşümüzün kanlı bir aynasıdır.

Evet, 17 yaşında.

Ama 17 yaşındaki bir genç, eline kalem yerine bıçak alıyorsa; burada sadece bireysel bir öfke yoktur.

Bu; ihmal edilmiş bir ruhun, duyulmayan bir çığlığın, denetlenmeyen bir şiddet kültürünün sonucudur.

Okullar sınav makinesine döndü.

Test var. Deneme var. Sıralama var.

Ama ruh sağlığı yok.

Gençler yarış atına çevrildi.

Kazanan “başarılı”, kaybeden “değersiz”.

Rehberlik servisleri yetersiz.

Psikolojik destek göstermelik.

Aileler yorgun, öğretmenler yalnız.

Sonra şaşırıyoruz: “Neden böyle oldu?”

Asıl acı olan şu:

Öğretmenin toplumdaki ağırlığı bilinçli ya da bilinçsiz biçimde eritildi.

Bir zamanlar öğretmen, mahallenin en itibarlı insanıydı.

Şimdi ise şikâyet hattıyla tehdit edilen, veli baskısıyla köşeye sıkıştırılan, sosyal medyada hedef gösterilen bir figür.

Disiplin uygulasa suç.

Ses yükseltse suç.

Not verse tartışma.

Otoritesi törpülenmiş, eli kolu bağlanmış bir öğretmen profili oluşturduk.

Sonra da sınıfın kontrolünü kaybettiğimizde hayret ediyoruz.

Öğretmeni zayıflatırsanız, okulu zayıflatırsınız.

Okulu zayıflatırsanız, geleceği zayıflatırsınız.

Evde saygı öğretilmezse, ekranda şiddet normalleşirse, dilde öfke sıradanlaşırsa… Okul koridorunda kan görmek sürpriz olmaz.

Bugün öğretmene kalkan el, yarın başka bir değere kalkar.

Bu mesele sadece bir çocuğun işlediği suç değil.

Bu mesele, yetişkinlerin ihmal ettiği sorumluluktur.

Bir öğretmen öldü.

Bir aile yıkıldı.

Bir okul travma yaşadı.

Ve biz hâlâ sistemi köklü biçimde sorgulamıyorsak, asıl problem oradadır.

Eğitim; sadece müfredat değildir.

Karakter inşasıdır.

Sınır koymaktır.

Saygı öğretmektir.

Öğretmenin can güvenliğini sağlayamayan bir sistem, geleceğin güvenliğini de sağlayamaz.

Eğer gerçekten üzgünsek, artık gün pansuman değil, ameliyat zamanı.

Yoksa yarın yine bir koridorda kan konuşur, biz yine birkaç gün öfkelenir ve sonra unuturuz.

YORUM EKLE