Futboldaki Bidatlar, Koranvirüs Ve Tarihi Bir Fırsat….!!!


Çetin CANLI

Çetin CANLI

Okunma 12 Mayıs 2020, 06:49

1863 yılında Britanya’da Futbol Federasyonunun (Football Association, FA) kurulmasıyla doğan ve kısa süre içerisinde futbola dönüşen oyunun ilk evresinde futbol dripling ve gol atma üzerine kurulu, ve gol yememek adına neredeyse hiçbir organize çabanın gösterilmediği bir oyundu. FA kurallarıyla Barnes ve Richmond arasında oynanan ve 0-0 sonuçlanan karşılaşmada her iki takımda sahaya dönemin yaygın dizilişiyle, yani 2 savunma oyuncusu ve 9 hücum oyuncusuyla çıkmışlardı. Bildiğiniz 2-9 sistemi. Futbolun kökeninde yattığına iddia eden hiçbir oyunda geride yalnız başına bekleyen bir oyuncuya rastlanmıyor. Yani anlayacağınız bu dönemde kaleci diye bir figür yok. Sayıca az olsa da savunma oyuncuları topu elle tutabiliyor, bir kısmı elle topu taşıyabiliyordu. Ama bu oyuncuların istisnasız tamamı da hücumu savunmaya yeğliyordu. Bunda kalelerinin 1 metreye yakın aralıkla çakılmış 2 uzun sopadan oluşmasının etkisi olduğu kuşkusuz. Kalenin bu kadar küçük olması, tek görevi kaleyi korumak olan bir oyuncunun varlığını veya çok sayıda savunma oyuncusunun varlığını gereksiz kılıyordu. Yani anlayacağınız futbol tamamen hücuma yani gol atmaya yönelik bir oyun olarak doğdu.

Günümüzde ise futbol hedefi olan veya olmayan tüm takımların sistematik olarak savunma yaptığı bir oyuna evrildi. 1990’ların İtalya’sı, Yunanistan’ın 2004 Avrupa Şampiyonası’nı kazanması, Kuzey Kore’nin 1996 Dünya Kupası’nda İtalya’yı yenmesi savunmayı yani bu oyunun çirkin tarafı olarak görülmeye başlandı. Öyle ki, Chelsea 2010 yılındaki bir Premier League maçında rakip kaleye 25 şut atmasına rağmen, kendi kalesine atılan tek bir şutun gol olmasıyla Birmingham’a yenildi. Benzer şekilde Almanya’da Hertha Berlin 17 net pozisyona girdiği maçta, kaleye sadece 2 şut atabilen Köln’e yenilmişti. 1 Nisan 2006’da da Zaragoza çok iyi oynayıp 29 pozisyona girdiği Villareal’e karşı 1-0 kaybetmişti. Veya herkesin hatırlayacağı daha yakın bir tarihte, Chelsea yarı finalde Bercelona karşısında 180 dakika, finalde ise Bayern Münich karşısında 120 dakika savunma yaptıktan sonra tarihinde ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazanmıştı.

Bayer Leverkusen’in eski spor direktörü Reiner Calmund’un tabiriyle, futbol artistik patinaj değildir. Futbolda artistik hareketlere puan verilmez, eyvallah kabul. Ama futbolun velinimeti olan taraftarları golle beraber sahaya çeken en önemli faktör bu güzel hareketler. Gol ve göze hoş gelen hareketler futbolun ana ürünü olmaktan, 90 dakika boyunca peşinde koşulan bir şey olmaktan çok daha fazla şeyler. Gol ve güzel oyun futbolu futbol yapan şeyler. Yüz binlerce taraftarın görmek için saatlerce beklediği bir şey. Futbolun bu kadar popüler olmasının, insanları kendine böylesine aşık etmesinin sırrı goldür. Kısaca gol futboldur. Futbolun en prestijli kişisel ödülü olan Ballon d’Or’u bugüne kadar kazanan oyuncuların durumu da bunun kanıtıdır. 1976’da Franz Beckenbaur’in bu ödülü almasından sonra yalnızca Lothar Matthaus, Mathias Sammer ve Fabio Cannavaro olmak üzere 3 defansif ağırlıklı oyuncu bu ödüle layık görüldü. 1963 yılında bu ödülü kazanabilen tek kalecidir olan Lev Yaşin’i de unutmaz isek bu ödülü kazanabilen savunma ağırlıklı oyuncu sayısı ancak bir elin parmakları kadar.

Futbolun şanlı tarihi, Cruyff, Pep Guardiola, Arsene Wenger, Marcelo Bielsa, Zdenek Zeman, Brendan Rodgers, Jürgen Klopp gibi dâhilerle dolu. Fakat Covid 19 yani herkesin aşina olduğu ismiyle Koronavirüs tüm bu dâhilerden daha fazla futbolu etkileyecek gibi görünüyor. Takım öne geçince kalenin önüne otobüs çekilen, rezil savunma futbolu yerini, eskiden olduğu gibi baş döndürücü, heyecan verici hücum futboluna bırakacak. Peki bunu neden söylüyoruz?

TFF başkanı Nihat Özdemir, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin 12 Haziran tarihinde Almanya dışında ligleri oynatan ikinci ülke olacağını ilan etti. Sen misin bunu yapan. Sağlık Bakanı bize sormadılar, bu kararı alabiliyorlarsa sorumluluk onların açıklaması yaparak ilk kurşunu sıktı. Bilim kurulu bize kimse bir şey sormadı diye açıklama yaparak yaylım ateşini başlattı. Arkasından, yok yayıncı kuruluştan alınacak para için bu yapılıyormuş da yok büyük kulüpler oynamak istediği için bu karar alınmış da, gibisinden dedikodular gırla gidiyor. Bunun üzerine Nihat Özdemir ikinci bir açıklama daha yapma gereği duydu. Açıklamasında, “Türkiye’de liglerin başlaması lazım, futbol oynamazsak bu işlerin içinden çıkmamız mümkün görünmüyor…” dedi. Dedi de, peki niye dedi bir sorun bakalım. Aslında bu işlerin içinden çıkamayız dediği şey futbolun geldiği nokta. Artık dünyadaki takımların bu savunma anlayışıyla bu işin içinden çıkılmaz, demek istiyor. Ne yapacağız peki?

Koronavirüsün getirdiği avantajı kullanıp, katı futbol anlayışı terk ederek eskiden, futbolun o ilk yıllarında olduğu gibi oyuncuların savunmayı düşünmeden çalım attığı, golü düşündüğü özgürlük günlerine geri döneceğiz. Ne o öyle, alan daraltma, takım boyu, oyuncular arası mesafelerin daraltılması, ceza alanı içerisinde adam adama markaj gibi savunma prensipleri…? Yok kardeşim artık bunlar, artık varsa yoksa hücum prensipleri… Takım enlemesine ve boylamasına genişleyecek. Takım boyu mümkün olduğunca uzatılarak 3 metre olan sosyal mesafe en az 15-20 metreye çıkarılacak. Kimse savunmayla, adamla uğraşmayacak… Sahada bulunan herkes golü düşünecek. Futbolun ilk yıllarında olduğu gibi kaleci maleci de yok kardeşim. Sen tut topu 3 kale direği arasına sokmaya hizmet eden bir oyun bul, yüz binlerce taraftar gol izlemeye gelsin, kaleci denilen bir oyunbozan çıkıp onu engellesin, olmaz kardeşim. TFF başkanı Nihat Özdemir’i, tüm bunları bilmeden yayıncı kuruluştan takımların alacağı 600 milyon için ligi oynatıyor diyenler büyük vebal altına giriyorlar. Bu kararın altında yatan devrimci sebep bu. Futbolu içine yıllar içerisinde giren bu bidatlardan kurtarıp ilk günkü o saflığına kavuşturmak. Bilip bilmeden kimse ahkam kesmesin. Korona dünyadaki siyaseti, siyasetin dilini değiştirecek mi bilmem ama, ligler başlarsa futbolu kökten değiştireceği kesin gibi. Yaşasın özgür hücum futbolu, yaşasın korona...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.