Gazetecilik Etiği, Bir Başkann Hikayesi ve Asılsız Algılar: "Bisikletli Öğretmen" Kimdir?

Bugünlerde medyanın ve gazeteciliğin geldiği noktayı gördükçe, eski bir atasözümüzü hatırlamamak elde değil: "Bilmediğin şeyi git mektebinde öğren." Ne yazık ki teknolojinin gelişmesiyle birlikte, eline bir fotoğraf makinesi alan ya da bir internet sitesi açan herkes kendini "gazeteci" ilan eder oldu. Araştırmadan, sorgulamadan, tamamen kulaktan dolma ve masa başında üretilen dedikodularla habercilik yapıldığını üzülerek izliyoruz.

Bu yazıyı kaleme aldığım için dijital dünyada birçok sözde gazetecinin beni hedef alacağını, hatta linç etmeye kalkacağını çok iyi biliyorum. Ancak kral çıplak demekten çekinmeyeceğiz. Bugün gazetecilik, ne yazık ki sadece yazılan haberlerle değil; bazen de bilerek yazılmayan, hasıraltı edilen haberler üzerinden bir kazanç kapısı haline getirildi. Bunun amiyane tabirle adı bellidir: Şantaj.

Dersine Çalışmayan Algı Operatörlerine...

Eğer bugün Sn. Burhanettin Kocamaz hakkında asılsız iddialar ortaya atanlar gerçekten mesleğinin hakkını veren, araştıran ve sorgulayan gazeteciler olsaydı, her şeyden önce oturup derslerine çalışırlardı.

Gelelim o küçümsemeye çalıştıkları, oysa her birimizi yetiştiren en asil meslek olan öğretmenlik yakıştırmasına...

Sn. Burhanettin Kocamaz, Ankara Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü mezunu bir kimya mühendisidir. Evet, geçmişinde onuruyla öğretmenlik de yapmıştır. Arkadaşlarıyla birlikte dershane işletmiş, abisiyle ziraat malzemeleri üzerine Çukurova bayiliği yürüterek alın teri dökmüştür.

Siyasete adım atışı da bir tesadüf değildir; rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in bizzat ısrarı ve tensipleriyle aday olmuş, o dönem Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) kalesi olarak bilinen Tarsus’ta tarihi bir zafer kazanmıştır. Kıymetli eşi Sn. Hatice Kocamaz da bir coğrafya öğretmenidir ve hayatı boyunca hiçbir zaman makam, şan, şöhret peşinde koşmamış; asil duruşunu koruyarak ailesine odaklanmıştır.

"Bisikletli Başkan" Olmak Bir Kusur Değil, Vizyondur

Gelelim dillerine doladıkları o "bisiklet" meselesine...

Sn. Kocamaz bisiklete binmiştir; çünkü halkın içinde olmayı, koruma ordularının arkasına saklanmaya tercih etmiştir. Bisiklete binmiştir; çünkü kamu kaynaklarında israfın önüne geçmek istemiştir. O, makam koltuğunun gücüne değil, millete hizmet etmenin onuruna inanmıştır.

Bugün Avrupa’nın göbeğinde, Hollanda’da, Belçika’da bakanlar, bürokratlar, belediye başkanları işe bisikletle giderken alkışlayanlar, kendi ülkelerinde bir siyasetçi halkla iç içe bisiklete bindiğinde bunu bir küçümseme malzemesi yapmaya çalışıyor. İşte bizim asıl aşamadığımız vizyonsuzluk ve kör algı tam olarak budur.

Büyükşehir Süreci ve Gerçekler

Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı sürecine dair de bilinmeyenleri aktaralım: Kendisi aslında aktif siyaseti bırakmayı düşünüyordu. Ancak bizler, Ankara’da güçlü bir irade ortaya koyarak bu memleketin ona ihtiyacı olduğunu belirttik ve aday olmasını sağladık. Hatta bu kararın netleştiğinden kendisinin dahi sonradan haberi olmuştur. Yani ortada iddia edildiği gibi bir koltuk sevdası değil, bir görev tevdii vardır.

Son olarak, adının geçtiği her olayda acımasızca eleştiri oklarını fırlatanlar, şu gerçeği de satır aralarına eklemeyi unuttular: O çetenin çökertilmesinde Sn. Kocamaz’ın katkısı ve dik duruşu büyüktür.

Sözün özü; bilmiyorsanız susun. Bilmiyorsanız açın, okuyun, araştırın. Ama asla kirli iftiralarla temiz gerçeklerin üzerini gölgelemeye çalışmayın. Gerçeklerin, er ya da geç, ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır.

YORUM EKLE