Bazı insanlar vardır, gerçeği bilmez.
Bazıları bilir ama işine gelmez.
Bazıları da gerçeği bildiği hâlde yalanı tercih eder.
Mut OSB tartışması işte tam da bu üçüncü grubu ifşa etmiştir.
Bir köşe yazısı yazıyorsun,içinde belge yok,tarih yok.resmi kayıt yok.
Ama bolca ima, bolca çarpıtma, bolca “ben öyle düşünüyorum” var.
Sonra ne yapıyorsun?
Bir eski Ekonomi Bakan Yardımcısını, açıkça ve alenen yalancılıkla itham ediyorsun.
Burada duralım.
Çünkü bu noktadan sonrası gazetecilik değil, akıl tutulmasıdır.
Gerçek basittir, yalana ihtiyaç duymaz
Mustafa Sever diyor ki:
“Mut OSB yer tahsisi 2013 yılında, Ekonomi Bakan Yardımcısı olduğumuz dönemde yapıldı.”
Bu cümle yalan diyorsan, şunu da söylemek zorundasın:
Devletin kayıtları yalan.
Bakanlık yazışmaları yalan.
Resmi tarihler yalan.
Ama nedense hepsi yalan, bir tek sen doğrusun.
İşte buna gazetecilik denmez.
Buna kendini merkeze koyup devleti inkâr etmek denir.
Asıl soruyu soralım
2013’te başlayan,
2017’de tüzel kişilik kazanan,
2024’te yatırım programına alınan bir sürece…
Kim, ne zaman, nasıl “çöküyor”?
Cevap yok.
Ama bağıran çok.
Çünkü bağırmak kolaydır.
Arşive bakmak zordur.
Belge okumak zahmetlidir.
Bir de işin ahlak tarafı var
Bir eski bakan yardımcısını hedefe koyup,
mevcut bir vekile göz kırpan bu dil…
Ne cesarettir, ne de eleştiridir.
Bu, düpedüz yerini belli etme çabasıdır.
Siyasette buna tek kelime denir:
Eziklik.
Güçlü olana yanaşıp,
kayıtlı konuşan bir devlet adamını yemeye çalışmak…
Ne kalemdir,
ne omurgadır,
ne de gazeteciliktir.
Gerçekler serttir ama adildir
Mustafa Sever konuştu.
Belge konuştu.
Tarih konuştu.
Şimdi sıra sende.
Ya çıkıp “Yanılmışım” diyeceksin,
ya da susup bu utançla yaşayacaksın.
Çünkü gerçeklerle kavga edenler kazanmaz.
Sadece rezil olur.
Ve kamuoyu şunu çok iyi bilir:
Gerçek, alkış alır.
Yalan, yuhalanır.
Bu kadar basit.
Gerçekler ortadayken bir eski Ekonomi Bakan Yardımcısını yalancılıkla suçlamak; cesaret değil, akıl ve ahlak kaybıdır.
Devletin kaydını inkâr edip kendini doğru sananlar gazeteci değil, gürültü üreticisidir.
Bugün Mustafa Sever’in sözleri alkış alıyorsa, bunun sebebi siyasi sempati değil; belgeyle konuşmasıdır. Senin yazdıkların ise yuhalanıyorsa, nedeni muhalif olman değil; gerçeğin karşısında eğilmemendir.
Ve unutma: Gerçekle kavga eden kimse kazanmaz; sadece utancını kalıcılaştırır.
