Medya ve Finansın Kesişiminde Büyük Hesaplaşma: Sırada Ne Var?

Son günlerde kamuoyunun gündemine düşen ve doğruluğu büyük bir merak konusu olan iddialar, Türkiye’nin finans ve medya dünyasında deprem etkisi yaratmaya aday. Eğer iddia edildiği gibi İş Bankası tarafından Halk TV ve Sözcü TV’ye sağlanan milyonlarca dolarlık kredilerin geri ödenmediği gerçeği gün yüzüne çıkarsa, bizi sadece ekonomik değil, çok boyutlu bir siyasi hesaplaşma süreci bekliyor demektir.

Krediler, Kayyumlar ve Soru İşaretleri

Tamar Karasu'nun açıklamalarıyla gündeme gelen; Halk TV’ye 40 milyon dolar, Sözcü TV’ye ise 60 milyon dolar kredi sağlandığı iddiası, öncelikle İş Bankası’nın finansal şeffaflığı üzerindeki kara bulutları yoğunlaştırıyor. Şayet bu iddialar resmiyet kazanırsa, sadece ilgili medya kuruluşlarına kayyum atanması gündeme gelmekle kalmayacak; İş Bankası’nın kredi portföyü ve bu devasa kaynakların "nerelere aktarıldığı" hususunda ciddi bir denetim süreci başlayacaktır.

Bir düşünün; binlerce sosyal medya trollerinin finansmanı, yerel seçim süreçlerinde Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel lehine aktive edilen sanal ağların maliyeti... Tüm bu operasyonel masrafların kaynağı, medya kuruluşlarına aktarılan bu krediler miydi? Bu sorunun cevabı, Türkiye’deki medya-siyaset-finans üçgeninin çarpık ilişkilerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecektir.

Zamanlama Tesadüf mü, Stratejik Bir Hamle mi?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’deki canlı yayında kurduğu, "Siz beni böyle sıkıştırıyorsunuz ama sıra size de gelecek" şeklindeki manidar cümlelerin hemen ardından bu "kredi bombası"nın patlaması, hiçbir şekilde tesadüf olarak nitelendirilemez.

Öte yandan, Sözcü TV’nin sahiplik yapısına ilişkin ortaya atılan "FETÖ firarisi" iddiaları ve Adalet Bakanlığı’nın aranan FETÖ’cüler listesini güncellemesi, taşların yerinden oynamaya başladığını gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin NATO Zirvesi’ne elini güçlendirerek gitme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Devlet, içerideki "operasyonel medya" yapısını tasfiye ederek, dış politikada daha dirençli bir pozisyon almayı hedefliyor olabilir.

Gelmekte Olan: Büyük Hesaplaşma

Gelmekte olanın ayak seslerini duyuyoruz. Ancak asıl tereddüt, zamanlama konusunda. Bu temizlik operasyonu, beraberinde FETÖ bağlantılı unsurların son bir çırpınışla yeni bir kalkışma veya kaos planı yapmasına neden olur mu? 15 Temmuz sonrası süreci hatırlayalım; bu durum, devletin bekası için nihai bir hesaplaşmanın ve "ikinci bir kırılmanın" habercisi olabilir.

Süreç sancılı, ancak bir o kadar da elzem görünüyor. Türkiye, medya ve finans dünyasındaki bu kirlilikten arınmadan, gerçek anlamda bir normalleşme sürecine girmesi zor. Bekleyip göreceğiz; ancak görünen o ki, çember her geçen gün daralıyor.

Vatana ve millete hayırlı olması dileğiyle…

YORUM EKLE