SAHİPSİZ ERDEMLİ!!

SAHİPSİZ ERDEMLİ!!!

Ömer SEZER'in Kaleminden...

(Büyük Erdemli Ailesi'nin Sesi)

Kent dediğin; yaşayan, nefes alan, sokaklarında güvenle yürünebilen, musluğundan suyu, direğinden elektriği eksik olmayan huzurlu bir yaşam alanıdır. Ancak gelin görün ki, son zamanlarda Akdeniz’in incisi, tarımın ve turizmin kalbi dediğimiz Erdemli’mizde işler hiç de kağıt üzerinde göründüğü gibi gitmiyor. Şu soru her gün içimi daha çok kavuruyor, uykularımı kaçırıyor: Erdemli nereye gidiyor?

Elektrik Direği Var, Elektrik Yok!

Canımızı en çok sıkan yerden başlayalım... 21. yüzyılın ortasındayız, teknoloji çağındayız ama Erdemli’de elektrikler zırt pırt kesiliyor! Şu yaz sıcağında insanları evlerinde nefessiz, klimaları çalışmaz bırakmaya ne hakkınız var? Esnafımın dolabındaki ürünü çürüyor, vatandaşın evindeki beyaz eşyası şebekenin istikrarsızlığı yüzünden can çekişiyor.

"Planlı kesinti" kılıfı altında yapılan şebeke iyileştirmelerinin faturası, plansızca kararan evlerde doğrudan vatandaşa kesiliyor. Bu kentin altyapısı, kontrolsüzce büyüyen nüfusu kaldıramıyor; trafolar adeta imdat çağrısı yapıyor! Yetkililer ise bu kronikleşen karanlığa kalıcı bir ışık yakmaktan, bu millete insanca bir yaşam sunmaktan hala çok uzak.

Sokaklar Felç, Akıllar Tutulmuş: Bu Nasıl Bir Trafik Keşmekeşi?

Gelelim bir diğer beceriksizlik abidesine... D-400 karayolunun ilçeyi ikiye bölen o yoğunluğu zaten yıllardır bağrımıza saplanmış bir hançer gibiydi. Peki ya ilçe merkezindeki o ara sokaklara ne demeli? Artık ara sokaklar bile kilitlenme, felç olma noktasında!

Ne bir otopark düzeni var, ne de doğru düzgün bir trafik akışı planı. Kentleşmeyi sadece imar izni dağıtıp, her bulduğu boşluğa beton yığınları dikmek sanan zihniyet; bugün Erdemli’yi yürünmez, nefes alınmaz bir labirente çevirdi. Direksiyon başına geçen her sürücü sinir harbi yaşıyor, yayalar canını yola saçıyor. Soruyorum size: Bu kentin bir trafik vizyonu, bu kaosun önüne geçecek tek bir yetkili aklı yok mu? İlçeyi koca bir kördüğüme çevirip kenara çekilmek, bu halka yapılan kötülük değil de nedir?

Gençliğimizi Tehdit Eden En Büyük Tehlike: Tuz Koktu!

Ancak tüm bu fiziki ve idari eksikliklerin ötesinde, içimizi asıl sızlatan, Erdemli’nin geleceğini karanlığa gömen çok daha vahim, çok daha kan dondurucu bir iddia var; narkotik büronun uyuşturucuya göz yumduğu iddialarıyla dağıtılması meselesi...

Soruyorum size: Eğer bir kentte adaleti, güvenliği sağlayacak mekanizmalar hakkında bu derece vahim şaibeler havada uçuşuyorsa, uyuşturucu illeti gencecik fidanlarımızı, evlatlarımızı zehirlerken sessiz kalınabiliyorsa, tuz kokmuş demektir!

Anne babalar çocuklarını sokağa bırakırken endişe duyuyor, arkalarından korkuyla bakıyorsa, Erdemli’nin asıl sorunu altyapıdan çok, güvenlik ve ahlak altyapısının çöküşüdür! Temiz sokak istersiniz süpürülür, yol istersiniz yapılır, elektrik de elbet bir gün gelir; ancak zehirlenen bir nesli, kaybedilen bir geleceği geri getiremezsiniz. Koltuklarında rahat oturanlar bunun vebalini nasıl ödeyecek? Emniyet müdüründen belediye başkanına kadar herkes şapkasını önüne koymalıdır! Sizin asli göreviniz kaldırım taşını boyamak değil, bu milletin evladını sokaktaki zehirden korumaktır!

Son Söz...

Erdemli; kontrolsüz göçün, plansız büyümenin, liyakatsiz yönetim anlayışının ve idari boşlukların bedelini çok ağır ödemeye başladı.

Herkes şunu kafasına soksun: Burası sahipsiz bir kasaba değil! Burası üreten, alın teri döken onurlu insanların, Büyük Erdemli Ailesi'nin memleketi!

Yetkililerin artık o başlarını gömdükleri kumdan çıkarması gerekiyor. Dağıtım şirketinden belediyeye, emniyetten mülki amirlere kadar herkes ama herkes elini taşın altına koymalıdır. Yoksa çok yakında arkasından ağıt yakacağımız, "ah ulan" diyeceğimiz bir Erdemli bile kalmayacak.

Ben Ömer SEZER olarak buradayım, sözümü esirgemiyorum, memleketimin hakkını savunmaktan geri durmuyorum. Peki siz koltuk sahipleri, siz bu gidişatın farkında mısınız? Tarih de, bu millet de, bu vurdumduymazlığı affeder mi sanıyorsunuz?

YORUM EKLE