Tarih boyunca gerçekleştirilen devrimler, yıkılan krallıklar ve değişen rejimler; gerçekten insanlığı esaretten kurtarabildi mi? Yoksa tüm bu süreçler, sistemin en tepesinde oturanların kurgusunun bir parçası mıydı? Bugün, Sistemi anlamak adına ezberleri bozma ve perde arkasındaki mekanizmaları sorgulama zamanıdır.
Kurgunun İçinde Bir Figüran Olmak
Burjuvaziyi yenmek veya devletleri yıkmak, çoğu zaman sadece bir isim değişikliğinden ibaret kalıyor. Sistemin en tepesindekiler, her türlü kargaşadan sağ çıkar. Çünkü oyunun kuralları ve kurgusu bizzat onlar tarafından belirlenmiştir. Marksizm de dahil olmak üzere birçok ideoloji, maalesef bu büyük resmin altında, sınırları çizilmiş alanlarda oyalanmaktan öteye gidememektedir.
1980 öncesi devrimci hareketlerin devlet gücünü kırmak için kullanılması ve ardından gelen 1990’ların hızlı küreselleşmesi, neo-liberalizmin zaferiyle sonuçlandı. Devletler ve burjuvazi, bu yeni düzene direnmeden uyum sağladı.
Black Rock ve Küresel Hegemonya
Bugün kapitalizm dediğimiz sistem, sadece yerel şirketlerin veya büyük holdinglerin yönettiği bir yapı değil; küresel sermayenin hüküm sürdüğü devasa bir ağdır. Black Rock gibi sermaye transferi devleri, sadece şirketleri ele geçirmekle kalmıyor; aynı zamanda sistem karşıtı oluşumları da kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ediyor.
Çevrecilik: Black Rock, yenilenebilir enerji lobisini destekleyerek bu alandaki altyapı yatırımlarını bizzat üstleniyor.
Sosyal Hareketler: Sol gruplara "mülkiyetsiz toplum" sloganları attırırken, kendisi dünyanın en büyük mülk sahibi haline geliyor.
Gerçeği Aramak: Cehennemden Çıkış Mümkün mü?
Olayın özü şudur: Neyin gerçek olduğunu bilmezseniz, neye karşı çıkacağınızı da bilemezsiniz. Marksizm size karşı çıkılacak hedefler gösterir ancak gerçeğin ne olduğunu gizler. Türkiye, Rusya ve Çin gibi örnekler, devrimlerin veya komünist söylemlerin bizi bu kapitalist cehennemden çıkarmaya yetmediğini açıkça göstermektedir.
Gerçek olan şudur; karşı çıkılması gerekenler, sistemin en tepesinde, bu cehennemin gerçek sahipleri olanlardır. Onları teşhis etmeden, yapısını çözmeden ve oyunlarını bozmadan, yaşadığımız bu esaret döngüsünden çıkış mümkün görünmemektedir.
