Mersin Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habermersin.com
2026-06-04 10:54:50

301. Şans Yok

Ali KEKLİKTEPE

alikekliktepe2023@gmail.com 04 Haziran 2026, 10:54

Görünmez Kazaların Gölgesinde: "Az Kalsın" Demenin Hafifliği

Gecenin bir yarısı ıslak kaldırımda ayağınız kayar, tam düşecekken son bir refleksle dengenizi bulursunuz. Kalbiniz ağzınızda atar, üzerinizi silkeler ve yürümeye devam edersiniz. İş yerinde, dalgınlıkla yanlış bir tuşa basarsınız ama sistem son bir "Emin misiniz?" uyarısıyla sizi uçurumun kenarından döndürür. Derin bir nefes alır, "Ucuz yattık" der, geçersiniz.

Biz bu duruma günlük hayatta "Az kalsın" diyoruz. İş sağlığı ve güvenliği terminolojisinde ise adı çok daha sarsıcı: Ramak Kala.

Peki, bizi felaketin eşiğinden döndüren o bir saniyelik mesafeleri neden bu kadar çabuk unutuyoruz?

Aslında ramak kala olayları, hayatın bize sunduğu ücretsiz fragmanlardır. Gelecekte vizyona girecek büyük bir felaketin, "Bak, tedbir almazsan film böyle bitecek" deme şeklidir.

Heinrich’in meşhur kaza üçgeni teorisi der ki: Her 1 ağır yaralanmalı ya da ölümlü kazanın altında, 29 hafif yaralanmalı kaza ve tam 300 tane yaralanmasız (ramak kala) olay yatar.

Yani aslında kader, bizi vurmadan önce tam 300 kez omzumuza dokunur. "Buraya dikkat et" der. Ancak insanoğlu, doğası gereği bardağın dolu tarafına odaklanmayı seçer. Kurtulduğumuz an, tehlikenin geçtiğini varsayarız. Oysa kurtulan sadece o anki bedenimizdir; risk hala orada, aynı köşede bir sonraki kurbanını beklemektedir.

Bizim toplumumuzda ramak kalaları görünmez kılan en büyük düşman, o meşhur "Bana bir şey olmaz" özgüvenidir. Merdivenden düşmekten son anda kurtulan işçiye güler geçeriz. Trafikte makas atıp kazayı kıl payı atlatan sürücüyü "amma şoförmüş" diye takdir ederiz.

Tehlikeyi savuşturmayı bir "şans" ya da "kahramanlık" hikayesine dönüştürdüğümüz an kaybediyoruz. Çünkü şans, sürdürülebilir bir iş güvenliği politikası değildir. Ramak kalaları rapor etmek, dile getirmek ya da üzerine düşünmek çoğunlukla bir "muhbirlik" veya "beceriksizlik" gibi algılanıyor. "Eğer söylersem fırça yerim" korkusu, gelecekteki büyük acıların sessizce büyümesine çanak tutuyor.

Bir düşünün; fabrikalardaki büyük patlamalar, şantiyelerdeki göçükler, yollardaki zincirleme kazalar... Hangisi tamamen aniden oldu? Hangisinin arkasında "ya geçen gün de aynısı oluyordu" denilen onlarca göz ardı edilmiş an yoktu?

Bugün hem iş yerlerimizde hem de evlerimizde kendimize bir iyilik yapalım. Göz ucuyla görüp "neyse, bu sefer kurtardık" dediğimiz ne varsa, sanki o kaza gerçekleşmiş gibi ciddiyetle üzerine gidelim. Kabloyu bantlayalım, o ıslak zemine tabelayı koyalım, o arızalı aleti servise gönderelim.

Unutmayalım; hayat bize her zaman 301. şansı vermez. "Az kalsın"ları ciddiye alın, çünkü onlar yaklaşan felaketlerin sessiz çığlıklarıdır.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.