Dünyayı değiştireceğini, mevcut düzeni yıkıp yerine adil bir sistem getireceğini iddia edenlerin kaçırdığı çok büyük bir gerçek var: Karşı çıktıkları sistemi henüz hiç tanımıyorlar! "Devrim yapacağız" diye meydanlara çıkanlar, ne yazık ki küresel oyun kurucuların tahtasında birer piyon olmaktan öteye geçemiyor. Farkında değiller ama sistem onları burjuvazi ile işçi sınıfı arasında adeta bir kumpir gibi eziyor.
Kurgu ilk bakışta çok basit ve cazip görünür: İşçi sınıfı örgütlenecek, burjuvaziye başkaldıracak, devletler yıkılacak ve sosyalizm gelecek. Peki, işin asıl can alıcı noktasını düşündünüz mü? Para ne olacak?
Buzdağının Görünmeyen Ortakları
Bugün devrimcilerin "burjuva" diyerek hedef aldığı yapılar, aslında buzdağının sadece suyun üzerinde kalan kısmıdır. En büyük şirketler bile tek başlarına hareket edemez; birilerine bağlıdır ve birilerinin parasını yönetir. Türkiye’deki dev holdinglerden küresel devlere kadar, madalyonun arkasında her zaman görünmeyen büyük ortaklar vardır.
Bugün 300 milyondan fazla nüfusu olan ABD ekonomisinin %80’inden fazlası, sadece 3 büyük finans kuruluşunun kontrolündedir. Sistem, kurguyu kusursuz işletiyor. Kitleleri sağcı veya solcu diye bölerken, herkesin eline oyalanacağı bir oyuncak veriyor. İnsanlar ideolojik kavgalarla vakit kaybederken, arka planda devletleri, şirketleri, komünistleri ve hatta koskoca devrimci hareketleri satın alabilecek güçte devasa finans imparatorlukları kuruluyor.
Son 200 Yılın Büyük Yalanı
Açık konuşalım: Kapitalist sisteme yönelik üretilen tüm tezler, teoriler ve ideolojiler sakattır. Hepsi kitleleri yönlendirmek ve sistemi fonlamak amacıyla tasarlanmıştır. Son 200 yıla ait yazılan tarih ve ekonomi anlatılarının neredeyse tamamı kurgudur. Samanın içinde buğday tanesi aramak gibidir bu düzen. Bir konunun %80'i yalan, %20'si doğruysa, o konuyu %100 yalan kabul etmek en doğru mantıksal yaklaşımdır.
Bu yüzden son iki asrın tüm tanımlarını ve kavramlarını çöpe atmak zorundayız. Başta "Uygarlık" ve "İnsanlık" olmak üzere her şeyi yeniden tanımlamalıyız. Ve bu işe, bugün içinde yaşadığımız parıltılı modern dünyayı "Barbarlık" olarak adlandırarak başlamalıyız.
Kapitalizm Bir Ekonomi Modeli Değil, Bir Dindir!
Resmin büyüğüne baktığımızda gerçeği tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Bu küresel sistemin asıl sahibi bellidir: Para onların, kapitalizm onların...
İşin aslı şudur: Kapitalizm bir ekonomik sistem değildir, kapitalizm bir dindir.
Bu dinde para, ilahlaştırılan en büyük güçtür.
Bu parayı ve sistemi kontrol edenler, kendilerini o gücün yegane sahipleri ilan etmişlerdir.
Ve ne yazık ki, küresel sermayenin dayattığı bu yeni din, insanlığa bugün yeryüzünde cehennemi yaşatmaktadır.
Artık gözlerimizi açmak ve bu büyük illüzyonu görmek zorundayız. İdeolojilerin sahte kavgalarını bir kenara bırakıp, asıl düşmanın sistemin ta kendisi olduğunu anlamalıyız. Anlayın artık... Ve bu gerçekte anlaşalım.