Türkiye’de siyasetin kodlarını okumak, bazen bir bardak suda koparılan fırtınaların altındaki dev dalgaları görmeyi gerektirir. Son birkaç gündür Halk TV ekranlarından taşan, Karaman’da İstiklal Marşı dizelerinin Arapça okunması üzerine yürütülen o malum "tepinme" hali, tam da bu türden bir vaka. Cumhuriyetçi ve Kemalist blok, sendikasından partisine kadar söz birliği etmişçesine, vasatlığın popülaritesi üzerinden tehlikeli bir akıl oyunu sergiliyor.
Mevzu bahis olayda İstiklal Marşı çalınmıyor değil, salondakiler saygısızlık ediyor değil; sadece dizelerin Arapça çevirisi okunuyor. Bizim açımızdan rasyonel düzlemde hiçbir sakıncası olmayan bu durum, ne hikmetse "kafatasçı" ve ırkçı reflekslerle hareket eden kurumlar için bir beka meselesine dönüştürülüyor. Peki, asıl soru şu: Burada ne yapılmaya çalışılıyor?
Milliyetçi Ayar ve Algı Oyunları
Cevap aslında sanıldığından çok daha yalın. Türkiye’nin milliyetçi ayarlarıyla oynayarak muhafazakar kesim üzerinde bir algı operasyonu yürütülüyor. Hedef; Kemalist ve elitist yapının yeniden etkin olmasını sağlamak. Bu koroya sadece klasik laik kesim değil, CHP’nin ve Türkiye solunun "sosyalist" maskeli genel yapısı da dahil olmuş durumda. Tabir-i caizse CHP, sol gösterip sağ vurarak oyları belli bir odağa, "Musallat" yapısına kanalize etmeye çalışıyor.
Bukalemun Siyaseti ve NATO Şemsiyesi
Bugünün siyasetini anlamak için bu kesimlerin uluslararası krizlerdeki duruşuna bakmak kafi. İran-İsrail-ABD geriliminde bu çevreler, açıkça emperyalizmin yanında saf tutamazlar; çünkü "bukalemun siyaseti" gereği renklerini belli etmek istemezler. Ancak iş NATO şemsiyesi altına geldiğinde, "laiklik tarikatı" üzerinden bir motivasyonla İran’a saldırmak için can atarlar.
Biliyorum, bazıları bu analizlere "Hadi canım!" diyebilir. Ancak Türkiye siyaseti, her türlü yapının içine sızmayı başarmış profesyonel aktörlerle doludur. Biz bu "kamufle" siyasetçileri 1990’ların devrimci hareketlerinden çok iyi tanıyoruz.
Senaryo 1: FETÖ başarılı olsaydı, bugün İsrail ile kol kola bir Türkiye olacaktı.
Senaryo 2: Eğer bugün o özlemi duyulan "Mustafa Kemal’in Askerleri" Genelkurmay’da tam yetkin olsaydı, Türkiye çoktan NATO adına Ukrayna’ya asker göndermiş, İran’a karşı cephe almıştı.
İttifakların Arka Bahçesi
Unutmayın; İyi Parti’yi Meclis’e taşıyan "sosyal demokrat" CHP’dir. CHP’ye o desteği veren ise "radikal demokrat" maskeli Kürt burjuva siyasetidir. Bugün meydanlarda nutuk atan Özgür Özel’in söylemlerine bakıp aldanmayın; o yapının içindeki hiyerarşide roller çoktan dağıtılmış durumda.
Daha önce Ukrayna-Rusya savaşında Türkiye solunun nasıl Zelenski hayranı kesildiğini yazmıştım. Bugün CHP iktidarda olsa, emin olun Türkiye’nin evlatları Ukrayna cephelerinde savaştırılıyordu. Geldiğimiz noktada tam bir vasatlığın akıl tutulması içindeyiz. Kemalist çevreler ve Türkiye solu, gerçeklikten kopmuş bir akıl hastalığı sarmalında debelenip duruyor.