Mersin Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habermersin.com
2026-06-22 09:36:40

Dijital Çağın Çöpçüleri. Klavyemizin Önünü Süpürmek

Ali KEKLİKTEPE

alikekliktepe2023@gmail.com 22 Haziran 2026, 09:36

Geçtiğimiz günlerde telefonuma düşen bir bildirim, sosyal medyanın o tanıdık, kaotik kokusunu odama kadar taşıdı. Henüz doğruluğu kesinleşmemiş bir iddia, saniyeler içinde binlerce kez paylaşılmış, altına nefret kusulmuş, infial yaratılmıştı. Birkaç saat sonra olayın aslının bambaşka olduğu ortaya çıktı. Peki ya geride kalan o devasa dijital atık? Yıkılan hayatlar, lekelenen isimler ve toplumun ruhuna bulaşan o kara leke ne olacaktı? Kimse dönüp de "Pardon, yanlış paylaşmışım," demedi. Herkes usulca ekranını kaydırıp bir sonraki avının peşine düştü.

Eski zamanların o güzel sözünü dijital çağa uyarlamanın vakti geldi de geçiyor: "Herkes kendi klavyesinin önünü süpürürse, sosyal medya tertemiz olur."

Fiziksel dünyada sokağa çöp atmaktan çekinen, medeni, kibar ve saygın insanlar; iş ekranın arkasına geçmeye gelince bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Akıllı telefonlarımızın ekranları, adeta kusurlarımızı, öfkelerimizi ve çiğliklerimizi fırlattığımız birer çöplük haline geldi.

Doğruluğunu teyit etmediğimiz her "Şok iddia!" paylaşımı, sokağa fırlatılan bir plastik şişedir.

Tanımadığımız insanlara savurduğumuz her hakaret ve nefret söylemi, kapı önlerine dökülen lağım sularıdır.

Sırf popüler olmak için üretilen tıklama tuzakları (clickbait), dijital dünyanın hava kirliliğidir.

Fiziksel bir çöpü temizlemek için bir süpürge yeterlidir. Ancak dijital çöpler, yani yalan haberler ve nefret söylemleri, internetin dehlizlerinde sonsuza kadar kalır; zihinleri zehirler, toplumun huzurunu çürütür.

Sosyal medyadaki en büyük yanılgı, bireysel sorumluluğun yok sayılmasıdır. Bir yalanı ya da nefret dalgasını büyütenler genellikle "Ben üretmedim ki, sadece paylaştım," ya da "Zaten herkes konuşuyordu," diyerek vicdanlarını rahatlatırlar. Bu, kapısının önüne çöp döken birinin, "E rüzgar buraya savurdu, benim suçum değil" demesinden farksızdır.

Oysa o "Retweet" ya da "Paylaş" butonuna basan her parmak, o kirliliğin altına imzasını atar. Klavyemizin önü, bizim dijital mahallemizdir. Oraya neyi layık görüyorsak, ruhumuz da ondan ibarettir.

Çözümü sosyal medya hesaplarımızı kapatmakta ya da teknolojiden kaçmakta aramaya gerek yok. İhtiyacımız olan şey dijital bir detoks değil, dijital bir ahlak hareketi.

Eğer bu sanal evrenin daha yaşanabilir, daha nefes alınabilir bir yer olmasını istiyorsak, temizliğe kendi profillerimizden başlamalıyız.

Öfkeliyken yorum yazmayarak,

Kaynağından emin olmadığımız bilgiyi "ne olur ne olmaz" diyerek yaymayarak,

Linç kültürünün bir parçası olmayı reddederek...

Unutmayalım; sosyal medya dediğimiz o devasa mekan, gökten zembille inmedi. Onu her gün yazdıklarımızla, beğendiklerimizle ve paylaştıklarımızla biz inşa ediyoruz. Klavyenizin başına her oturduğunuzda kendinize şu soruyu sorun: "Bugün bu sokağı temizliyor muyum, yoksa kirletiyor muyum?"

Çünkü temiz bir dijital gelecek, ancak kendi ekranının önünü titizlikle süpürenlerin eseri olacaktır.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.