Mersin Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habermersin.com
2026-06-30 11:52:11

Garip Dede Dergahı’nda Neler Oluyor? Toplumsal Ayrışmanın Gölgesinde Bir Hesaplaşma

Cebrail Gabriel AYAZ

cgayaz@habermersin.com 30 Haziran 2026, 11:52

Alevilik inancında "Dedelik" makamı, tarihsel olarak saygınlığın, erdemin, irfanın ve yol göstericiliğin zirvesidir. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, bu kutsal değerlerin ve mekanların siyasi hırslara nasıl kurban edilmeye çalışıldığını acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Garip Dede Dergahı başta olmak üzere, Alevi kurumları üzerinden yürütülen "düşkün ilan etme" tartışmaları, sadece bir inanç grubunun iç meselesi değil, toplumsal barışımızı tehdit eden tehlikeli bir oyunun parçasıdır.

"Düşkün" İlan Etme Kolaycılığı ve Hainlik Suçlaması

Dün aynı siyasi çizgide buluşanların, bugün birbirlerine "hain" ya da "düşkün" etiketleri yapıştırması, sadece bir siyasi savrulma değil, bir karakter aşınmasıdır. Bir insana "hain" demek, onu sadece siyasi bir zeminden koparmakla kalmaz; vatansızlaştırmak, ötekileştirmek ve toplumu kinle bölmek demektir.

Bu yaklaşım, Garip Dede Dergahı gibi manevi mekanların saygınlığını hiçe sayan, nerede ne konuşacağını bilmeyen bir zihniyetin ürünüdür. Toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği bu dönemde, "bundan sonra kimin gücü kime yeterse" anlayışı, ülkemizi uçuruma sürükleyen bir kaosa işaret etmektedir.

Aleviler Kimsenin "Yük Eşeği" Değildir

Yıllardır süregelen bir alışkanlık var: Alevileri toplumsal mühendislik projelerinde birer araç olarak kullanmak. Ancak bu düzenek artık deşifre olmuştur. Aleviler, ne Kemalistlerin "mayın eşeği" ne de başka odakların siyasi manevra alanı değildir.

Özellikle "Alevi kılıklı" sanatçı bozuntuları, aydın ve entelektüel maskesi takmış soytarılar aracılığıyla toplumu manipüle etmeye çalışan kesimler şunu iyi bilmelidir: Aleviler artık uyanmıştır.

Güven Krizi ve Yeni Bir Yol Ayrımı

Gelinen noktada Aleviler; devrimci görünümlü oportünistlere, terör örgütü sempatizanlarına, Kemalist hegemonyanın savunucularına ve toplum mühendislerine olan güvenini tamamen yitirmiştir. Bugün Alevi derneklerinin, vakıflarının ve hatta yozlaşmış dede figürlerinin artık halk nezdinde bir hükmü kalmamıştır.

Milyarlarca dolar harcansa da, sahte söylemlerle toplum dizayn edilmeye çalışılsa da, hakikatin üstü örtülemez. Aleviler artık kendi iradeleriyle, inançlarının özüne dönerek bu "sahte kahramanların" peşinden gitmeyeceklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak; Türkiye’nin içinden geçtiği bu sancılı süreçte, inanç mekanlarımızı ve toplumsal huzurumuzu korumak zorundayız. Kimsenin oyuncağı olmayan, özgür ve bilinçli bir toplum inşası, ancak bu tür "garipliklere" karşı durarak mümkündür.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.