Tarihin tozlu sayfalarından bugüne, İpekyolu’nun kalbi neresi diye sorsalar, bugün tereddütsüz tek bir cevap alırız: Mersin. Ancak bu cevap, artık sadece coğrafi bir konumdan ibaret değil; Mersin, Türkiye’nin lojistik haritasını en baştan çizen stratejik bir akıl haline geliyor.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın son açıklamaları, kentin sadece bölgeye değil, dünyaya yön verecek bir kapasiteye ulaştığını tescilliyor. Bender Abbas’tan Filyos’a, Habur’dan Samsun’a uzanan devasa koridorların düğüm noktası artık burası.
Koridorların Kesişimi, Diplomasinin Yeni Merkezi
Mersin artık sadece gemilerin yanaştığı bir kıyı değil; kuzeyden güneye, doğudan batıya uzanan ticaret otobanlarının ana terminali. Başkan Çakır’ın "Konsolosluklar Şehri" vurgusu tam da bu noktada kritik bir önem taşıyor. Ticaretin olduğu yerde diplomasi, diplomasinin olduğu yerde ise küresel güç vardır. Mersin, önümüzdeki yıllarda uluslararası kararların alındığı, diplomatik trafiğin ticaretle harmanlandığı bir merkez olma yolunda ilerliyor.
Sadece Yük Değil, "Anlam" Taşıyan Bir Şehir
Bilgin Ferda’nın Başkan Çakır’a yönelttiği o can alıcı soru, aslında meselenin özünü özetliyor:
Mersin’i bir transit koridoru olmaktan çıkarıp, gelen her yükün şehre ekonomik ve kültürel bir gen bıraktığı bir "lobi merkezine" dönüştürmek, gerçek vizyon budur. Hedef; lojistiğin o mekanik, soğuk çarkları arasında Mersin’in naif ruhunu kaybetmeden, şehri küresel bir "beyin takımı" seviyesine taşımaktır.
2075 Vizyonu: Günübirlik Değil, Asırlık Planlama
Mersin’in bu devasa potansiyeli bir kaosa değil, bir başarı hikayesine dönüşecekse; bunun anahtarı planlı büyümedir. Başkan Çakır’ın altını çizdiği 2050 ve 2075 hedefleri, imar planlarının günü kurtarmak için değil, bir dünya kentini inşa etmek için yapılması gerektiğini hatırlatıyor. Mersin artık kabına sığmıyor; bu büyümeyi doğru yönetmek, Türkiye’nin geleceğini yönetmekle eşdeğerdir.
Sonuç olarak; Mersin sadece Türkiye'nin lojistik üssü değil, küresel ticaretin yeni düşünce merkezi olmaya aday. Eğer bu "görünmez dokunuşlar" doğru yapılırsa, Mersin sadece konteyner taşımayacak; geleceğin dünyasını inşa eden fikirleri de burada ağırlayacak.